Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
BIST 91.445
DOLAR 5,4740
EURO 6,1469
ALTIN 211,75

Büyümek için risk almak zorundayız

kategorisinde, 22 Eki 2018 - 14:19 tarihinde yayınlandı
Büyümek için risk almak zorundayız

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, “Büyümek için en iyi zaman, başka kimsenin risk almaya cesaret edemediği zamandır. Belki de bugünleri kastediyoruz. Büyümek için risk almak zorundayız.” dedi.

 

Türkiye İç Denetim Enstitüsü (TİDE) tarafından QNB Finansbank sponsorluğunda “Güçlü Bellek Sağlam Gelecek” temasıyla düzenlenen Uluslararası 22. Türkiye İç Denetim Kongresi, İstanbul’da başladı.

Bilecik, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, sağlam gelecek için 21. yüzyılda başarının anahtarının, güçlü bir hafıza olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“Biz toplumca, hafızası güçlü olanlara ayrı bir saygı duyarız. Onların deneyimlerine güvenir, kararsız kaldığımız konularda geçmiş tecrübelerinden faydalanmak için kapılarını çalarız. Kurumlarımız için de imrendiğimiz o insanlar gibi, güçlü ve sağlam bir belleğe sahip olmak önemlidir. Ben hayal kurmanın önemine de inanırım ama daha iyi bir gelecek için sadece hayal gücü değil, bellek gücü de şart.”

5 yıl önceki İç Denetim Kongresi’nin programını incelediğine işaret eden Bilecik, 5 yıl önce suistimal riski, bilgi sistemleri denetimi, risk esaslı denetim planlaması ve iç denetimin yarattığı katma değer gibi konuların konuşulduğunu anlattı.

Bilecik, bugün ise bir başka İç Denetim Kongresi’nde kurumsal girişimcilik, inovasyon, insan kaynakları stratejileri, veri merkezlerinin akıllı dönüşümü, teknoloji ve değişim yönetiminin tartışıldığını vurgulayarak, “Dünyadaki hızlı değişimi görmek için sadece katıldığımız toplantıların gündemlerinin birkaç yıl içindeki müthiş değişimine bakmamız bile yeterli. Değişim artık kaçınılmaz. İşlerimizi değişen bu yeni dünyaya adapte etmeden, küresel boyutta rekabet edebilmemiz, hatta ayakta kalabilmemiz bile inanın mümkün değil.” şeklinde konuştu.

“BÜYÜK VERİ VE ANALİTİĞİN GÜCÜ KONUSUNDA FARKINDALIĞIN ARTTIĞI ORTADA”

Erol Bilecik, iç denetimin; yakın geçmişte yaşanan büyük usulsüzlüklerin neticesinde önce sadece finansal denetim görevi ile başladığını, bununla birlikte zaman içerisinde risk yönetimi, hedeflerin önceliklendirilmesi, operasyonların basitleştirilmesi, hissedar değerini korumak gibi birçok fonksiyonu barındıran bir göreve dönüştüğünü anlattı.

Bir yandan iç denetimden beklenen rol ve sorumlulukların artarken, diğer yandan şirketlerin daha karmaşık riskler ve daha belirsiz ve zorlu bir ekonomik ortamla karşı karşıya kaldığını belirten Bilecik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu zorluklara cevap vermek ve artan paydaş beklentilerini karşılamak için etkili iç denetim departmanları ve yeni döneme adapte olmuş strateji ve tekniklere ihtiyacımız var. Mücadele ettiğimiz koşullar değiştiğine göre, mücadele taktiklerimiz de değişmelidir. Çünkü sporda olduğu gibi, iş hayatında da taktik değişirse skor da değişir.

Yönetim işleriyle uğraşan herkes muhakkak duymuştur; ‘ölçemediğiniz hiçbir şeyi kontrol edemez; kontrol edemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz.’ Değişen koşulları ölçebildiğimiz ölçüde, kurumlarımızı başarıyla yönetir ve daha iyi bir geleceğe taşırız. Bu noktada kritik soru şu; iç denetim fonksiyonumuz, bu risk ortamını kontrol edebilecek ve bu değişimi yönetebilecek yetenek ve araçlara sahip mi? Futbolla ilgisi olanlar bilir. ‘Taktik, sahaya göre belirlenir.’ Sahaya bir bakalım. Dünya, yıkıcı bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün en belirleyici faktörü şüphesiz, dijital teknolojilerdir. Hızla gelişen teknolojileri ve zamanın ruhunu yakalamanın formülü ise bu dönüşüme hızla uyum sağlamaktır.”

Türkiye’nin yeni hikayesinin “dijital dönüşüm” üzerinden yazılacağına inandıklarını ifade eden Bilecik, ham maddenin üretiminden tedarik sistemine, tüketici bilincinin geliştirilmesine kadar bütün süreçlerde iş modellerini yenilikçi bakış açısıyla şekillendirmek ve dijital dönüşümü sağlayacak inovatif çözümler geliştirmek gerektiğini söyledi.

Tüm bu gereksinimlere cevap verebilecek, dijital çözümlerin doğru şekilde entegre edildiği yeni bir iç denetim anlayışına ihtiyaç duyulduğunu belirten Bilecik, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Burada iyi haber şu ki; her geçen gün artan veri ve daha ulaşılabilir hale gelen teknolojiler, iç denetim birimlerinin daha etkili çalışmalarına imkan sağlıyor. Ancak iş, sadece teknolojiyle bitmiyor. İş, insanda bitiyor. Büyük veriyi anlamlı sonuçlara dönüştürebilmek için öncelikle şirketlerde geniş kapsamlı bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. Büyük veri ve analitiğin gücü konusunda farkındalığın arttığı ortada… İç denetimde bu imkanlardan daha verimli bir şekilde faydalanmak için daha gidecek çok yolumuz var.”

“EN İYİ SAVUNMA HER ŞEYE HAZIR OLMAKTIR”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilecik, Uluslararası İç Denetim Enstitüsü’nün 2017 yılında yaptığı araştırmada, iç denetim departmanlarının yüzde 92’sinin büyük verilerle ilgili riskleri anladığının ancak yüzde 26’sının hala büyük verileri denetlemediğinin ortaya çıktığını söyledi.

Siber güvenlik riskleri konusunda da risklerin farkında olunduğunu ancak bu risklere karşı önlemlerin yeterince alınamadığını belirten Bilecik, şunları kaydetti:

“Fırtına bir sonuçtur. Mesele, fırtına yaklaşırken onu görmek ve tedbir almaktır. Gerekli tedbirlerin alınması için iç denetim birimlerinin hem insan kaynağından hem de teknolojiden daha iyi faydalanarak yönetim ve denetim kurullarını riskler konusunda zamanında uyarması oldukça önemli. Burada sözüm salona; akıl sonradan ah çekmek için değil, düşünüp tedbir almak içindir.

Büyümek için en iyi zaman, başka kimsenin risk almaya cesaret edemediği zamandır. Belki de bugünleri kastediyoruz. Büyümek için risk almak zorundayız. Bu nedenle düzenleyicilerin ve yönetim kurullarının gündemindeki bir diğer önemli konu da risk kültürüdür. Hayatın her alanında olduğu gibi, iş yaşamında da davranışlarımızı, kültür belirliyor.”

Bilecik, dünyadaki değişimi yakalamak için güncel trendleri takip etmek ve iş yapma süreçlerini esnek bir yapıya kavuşturmak gerektiğini vurgulayarak, “Yakın zamanlı bir örneğe bakalım; bu yılın başında FedEx, İngiltere Ulusal Sağlık Servisi ve Telefonica gibi yüzlerce dünya çapında tanınmış kuruluşa saldıran virüs, hepimiz için ciddi bir aydınlanma oldu. Bütün dünya gördü ki dün önemli olan bir risk, bugün artık o kadar önemli olmayabilir. Bugün hiç aklımıza gelmeyen bir risk ise yarın bir anda önemli bir tehdit olarak hayatımızı altüst edebilir. En iyi savunma, her şeye hazır olmaktır.” ifadelerini kullandı.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
YORUM YAZ